Şeytanın 10 Hilesine 10 Çözüm!

1
3476

Her müminin, âlimleri ve sâlihleri sevmesi, onlar ile düşüp kalkmayı huy edinmesi, gereken bilgileri onlara sorup edinmesi, nasihatlerini tutması, çirkin davranışlardan kaçınması ve şeytanı düşman bilmesi gerekir.

öfke

Nitekim Ulu Allah (Celle Celalühü) şöyle buyuruyor;

“Şeytan size düşmandır, siz de onu düşman tutun.” (1)

Yani Allah’ın emrine uyarak, şeytana karşı çıkın, yoksa Allah’ın emirlerine karşı gelerek ona uymayın. Bütün tutumlarınızda, davranışlarınızda ve inançlarınızda samimiyetle ondan sakının.

Yaptığınız her işte şuurlu olun. Çünkü onun içinize riya sokması, çirkin davranışları gözünüzde süslemesi her zaman mümkündür. Ona karşı koyarken Allah’tan yardım dileyin.

Şeytanın sızma yollarını bilmeksizin kalbi ona karşı savunmakta başarıya ulaşılmaz. Demek ki, onun sızma yollarını bilmek farz oluyor. Şeytan’ın kaleye benzettiğimiz kalbe girmek için kullanacağı yollar ve sızma yerleri kulun bir takım sıfatlarıdır. Bunlar çoktur. Biz burada şeytanın 10 hilesi ve çözümlerinden bahsedeceğiz.

1- Öfke ve Azgın İstek

Öfke, aklı ürkütüp kaçıran bir canavardır, akıl zayıflayınca şeytanın ordusu hücuma geçer. İnsan öfkelendikçe, çocuğun topla oynadığı gibi şeytan onunla oynar.

Anlatıldığına göre Allah’ın velilerinden biri İblis’e;

“Âdemoğlunu nasıl yendiğini bana söyle” der. Şeytan da;

“Öfke ve azgın arzuları kabardığı zaman onu ele alırım der” diye cevap verir.

öfke

2- Kıskançlık ve İhtiras

İnsan bir şeye karşı ihtiras bağlayınca, ihtirası gözünü kör ve kulağını sağır eder. Böyle olunca da şeytana aradığı fırsat verilmiş olur. Aslında kötü ve çirkin de olsa, arzusuna vardıran her vasıta, muhterisin gözüne güzel gelir.

Rivâyete göre Hazreti Nuh (aleyhisselâm) Allah’ın emrine uyarak, her canlı türünden birer çift alarak gemiye bindiği zaman, tanımadığı bir ihtiyarın geminin bir köşesine sindiğini görür, ona; “Gemiye niye girdin?” diye sorar. İhtiyar; “Adamlarının kalplerine sızmak için girdim, öylece kalpleri benim elimde kalırken senin yanında sadece vücutları kalacak” diye cevap verir.

Bu cevap üzerine ihtiyarın kimliğini teşhiste gecikmeyen Hazreti Nuh;

“Defol buradan! Ey Allah’ın düşmanı! Sen melun şeytandan başkası değilsin!” diye onu kovmak ister. Bu sırada İblis, Hazreti Nuh’a;

“Ben insanları beş şey vasıtası ile helake sürüklerim, şimdi üçünü sana anlatacağım fakat geri kalan ikisini söylemem” der.

O anda Ulu Allah (Celle Celalühü) Hazreti Nuh’a;

“Sana ikisini söylesin, geriye kalan üç tanesi mühim değil” diye vahiy gönderir. Bunun üzerine Hazreti Nuh Şeytana; “İkisini söyle yeter” der. Şeytan Hazreti Nuh’a şu karşılığı verir;

“O ikisi öyle vasıtalardır ki,beni hiç yalancı çıkarmamışlardır, hiçbir zaman beni hedefimden uzak tutmamışlardır, insanları bunlar sayesinde mahvederim. Bunlar ihtiras ve kıskançlıktır. Kıskançlık yüzünden ben kendim lanetlenerek kovuldum. İhtirasa gelince, bir ağacın meyvesi dışında cennetteki her şey Adem’e mübah kılınmıştı, ihtirasını alevlendirerek onu yasak ağacın meyvesinden yemeye ikna ettim.”

HASET

3- Oburluk

Yenilen yemek isterse helâl olsun, oburluk nefsin aşırı isteklerini güçlendirir, aşırı arzular da şeytanın silâhlarıdır

Rivayete göre bir gün iblis Hazreti Yahya (Aleyhisselâm)’ya görünür elinde çesitli maddelerden yapılmış bir yular tohumu vardır. Hazreti Yahya; “Bu yularlar nedir?” diye sorar. Şeytan; “Bunlar insanları yakalamaya yarayan çeşit çeşit arzulardır” diye cevap verir.

Hazreti Yahya, Şeytan’a;

“İçlerinde bana ait olan var mı?” diye sorar. Şeytan der ki; “Galiba bir keresinde karnını tıka-basa doyurmuştun da seni böylelikle namazdan ve zikirden alıkoymuştuk. ” Hazreti Yahya; “Başka bir şey var mı?” diye sorar. Şeytan; “Hayır!” der.Bunun üzerine Hazreti Yahya; “Bir daha karnımı tıka-basa doldurmamak, bundan sonra boynumun borcu olsun” der.

Şeytan da Hazreti Yahya’ya;

“And olsun ki, bundan sonra bende hiçbir Müslüman’a nasihat etmeyeceğim!” diye karşılık verir.

oburluk

4- Elbise, Ev, Mobilya’da Süs Düşkünlüğü.

Şeytan insanın kalbinde süse düşkünlük olduğunu görünce, bu yoldan tohum atar ve tohumların yumurtlamasını sağlar. Şeytan böyle şeylere karşı zaafı olan kimseyi durmadan yeni evler yapmaya, yapıların duvar ve tavanlarını türlü türlü geleneklere göre süslemeye ve odalarını genişletmeye çağırır, çeşit çeşit kıyafetler ve binek hayvanları ile bezenmeye davet eder ve insanı ömrü boyunca bu çeşit arzuların esiri halinde tutar.

Zaten bu yolda şeytan insanı bir kere kandırdıktan sonra, ikinci bir sefer onu ele alması gerekmez, çünkü bu zaafların biri diğerini çeker, kulun ömrü doluncaya kadar bu yolda yürür, nihayet günün birinde şeytanın yolunda ve doyumsuz arzuların emrinde iken ölüverir.

Böyle kimselerin akıbetinin kötü olmasından korkulur. Allah hepimizi korusun! ÂMİN.

elbise, ev, mobilyada süs düşkünlüğü

5- İnsanlara Umut Bağlamak

Sefvan İbn-i Selim (Radıyallâhu Anh) der ki;

“Bir gün Abdullah İbn-i Hanzele’ye İblis görünür ve der ki; “Ya Hanzele! Sana bir şey öğretmek istiyorum.” İbn-i Hanzele “İhtiyacım yok” diye karşılık verir.

Şeytan ona, “Bir dinle de bak, eğer yararlı ise kabul eder, değilse reddedersin. Ey İbn-i Hanzele! Allah’tan başka hiç kimseden kesin ümit bağlayarak bir şey isteme. Kızınca ne hâle düştüğünü gör, çünkü öfkelendiğin zaman seni kolayca ele geçiririm.”

insanlara umut bağlamamak

6- Acelecilik ve Sebatsızlık

Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor ki;

“Acelecilik şeytan’dan, ağır davranmak ise Allah’tandır.” (2)

Çünkü insan aceleye kapılınca, şeytan ona, hiç ummadığı taraftan kötülüğünü benimsetir.

Rivâyete göre Hazreti İsa (Aleyhisselâm) doğduğu zaman, yandaşları derhal İblise koşup derler ki; “Yeryüzünde bütün putların başı eğildi” Şeytan onlara; “Olan oldu, siz yerinizde kalın” diyerek hemen uçuşa geçer. Yeryüzünün altını üstüne getirir, putların boyun eğmesine sebep olan olayı öğrenemez.

Sonunda Hazreti İsa (Aleyhisselâm)’nın doğduğunu tespit eder, çevresini bütün meleklerin kuşattığını görür. Bunun üzerine hemen yandaşlarının yanına döner ve onlara şöyle der; “Dün gece dünyaya bir Peygamber geldi, bu çocuk hariç, hiçbir gebelik ve doğum hadisesi olmamıştır ki, ben yanında bulunmayayım. <strong>Bu geceden sonra artık putlara tapılmaz, bundan ümidinizi kesin. Bundan sonra âdemoğullarına acelecilik ve densizlik yolu ile sokulmaya bakın.

ACELECİLİK

7- Para ve Mal Düşkünlüğü

Yiyecek-içecek ile diğer zarurî ihtiyaçların ötesinde kalan bütün varlık, hayvanat ve akâbat şeytan’ın konağıdır. Sabit ül-Bünananî (Radıyallâhu Anh) der ki; “Peygamberimize (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) peygamberlik görevi verildiği zaman İblis şeytanlarına şunu söyledi; “Bir şey oldu, ama nedir bilmiyorum, gidin iyice öğrenin.”

İblis’in adamları her tarafı araştırdılar, fakat ne olduğunu öğrenemeyerek geri döndüler; “Bir şey öğrenemedik” dediler. Bunun üzerine İblis; “Ben size şimdi haber getiririm” diyerek kayboldu.

Bir müddet sonra çıkageldi ve adamlarına; “Allah, Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i peygamber olarak görevlendirmiştir” dedi. Bundan sonra İblis adamlarını Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabilerine (Allah onlardan razı olsun) göndermeye başladı, fakat hepsi her seferinde eli boş ve hayâl kırıklığı içinde dönüyorlardı, dönüşte sözleri şunlar oluyordu; “Hayatımızda hiçbir zaman böyle adamlarla karşılaşmadık, tam yanlarına sokuluyoruz, namaza kalkıyorlar, böylece bütün gayretlerimiz boşa çıkıyor.”

Bu sözleri dinleyen İblis, adamlarına şöyle dedi; “Onları bir müddet kendi hâllerine bırakın, Allah’ın izni ile yakında bütün dünyayı fethedeceklerdir, o zaman bizde onlardan istediklerimizi sızdırırız.”

para ve mal düşkünlüğü

8- Cimrilik ve Yoksul Düşme Korkusu

İnsanı fakirlere yardım etmekten, sadaka vermekten alıkoyan, biriktirme ve varlık yığma hırsını kışkırtarak; neticede acı azaba sürükleyen bu huydur. Pintiliğin afetlerinden biri mal biriktirmek için çarşı-pazar dolaşmaktır. Zaten böyle yerler şeytanların cirit attıkları yerlerdir.

cimrilik

9- Taassup

Taassup, kendi görüşlerine körü körüne bağlanmak, karşı taraftakilere kin beslemek, onlara küçümseyen bakışlarla bakmaktır.

Bu tutum, cemiyetin hem iyilerini hem de kötülerini birlikte helâke sürükler. Hasan el-Basrî der ki; Duyduğumuza göre İblis şöyle demiş;

“Muhammed’in ümmetini ayartarak bazı günahlara soktum, fakat Allah’tan af dileyip, kusurlarını bağışlatarak belimi kırdılar fakat ben onlara öyle günahlar işletiyorum ki, onlar için Allah’tan af dilemezler. Bunlar boş arzu ve heveslere kapılarak, burunlarının doğrusuna gitmeye dayanır.”

Şeytan doğru söylüyor. Böyleleri, saplantıları yüzünden günahlara sürüklendiklerini bilmezler ki, tevbe etsinler.

KİBİR

10- Müslümanlara Sû-i Zan’da Bulunmak

Bundan, hatta kötüleri itham etmekten bile kaçınmak gerekir. Herkesin kusurunu okuyarak, onun-bunun hakkında kötü düşünceleri ileri süren kimse gördün mü, bilesin ki, onun, içi pistir ve kendi iç pisliği, dışına sızmaktadır. Şu hâlde insan şeytanın içeri girmesini önlemek için kalbinin bu kapılarını kapatmalı. Bunlara karşılık; Allah’ı zikretmesine yardımcı olmalıdır.

Anlatıldığına göre adı Zekeriyya olan bir zâhid şiddetli bir hastalığa yakalanır, ölmek üzeredir, son demlerinde bir arkadaşı başına gelir ve ona “Lâ ilâhe illâllah, Muhammed’ür-Resûlullah” demeyi telkin eder, fakat zâhid bu telkini yüzünü ekşiterek reddeder.

Arkadaşı ikinci sefer telkin eder, zâhid yine yüzünü çevirir, arkadaşının üçüncü telkinini ise; “Hayır, söylemiyorum!” diye sözlü olarak reddeder. Arkasından bayılır, başı arkadaşının dizleri üzerine düşer. Bir müddet böyle kalır, arkasından biraz açılır ve gözlerini açınca; “Bana bir şey dediniz mi?” diye sorar. Ona; “Evet, sana üç kere Kelime-i Şahadet getirmeni telkin ettik. İki keresinde yüzünü döndün, üçüncüsünde de, ‘Söylemiyorum!’ diye cevap verdin.” derler..

Zâhid onlara durumu şöyle açıklar; “Bana İblis geldi, elinde bir bardak su vardı, sağımda durdu, bardağı sallayarak; ‘Su ister misin?’ dedi, ‘Tabiî!’ dedim. Bunun üzerine; “İsa Allah’ın oğludur!” dedi, o yüzden yüzümü öbür tarafa çevirdim.

Sonra ayakuçlarımdan yana bana sokuldu, aynı sözü söyledi, ona yine yüzümü döndüm. Üçüncü defa bana aynı cümleyi tekrar ettirmek isteyince; ‘Hayır, söylemiyorum!’ diye cevap verdim. İşte o zaman su dolu bardağı hırsından yere çaldı ve ortalıktan kayboldu.

İşte ben şeytanı reddettim, yoksa sizin telkininizi değil, şimdi söylüyorum;

“Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh.”

suizan

Allah’ım! Lânetlik şeytanı ve kıskançların dilini üzerimize musallat eyleme, Peygamberinin sonuncusu olan Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hürmetine sana zikir ve şükürde bulunmamıza yardım buyur. (Âmin!)

Kaynaklar;

1- Fâtır Sûresi, 6.Âyet Meâli
2- Tirmizî, 2012

Ana Kaynak; İmam-ı Gazâlî-Kalplerin Keşfi (Mükâşefetü’l-Kulûb)

1 Yorum

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli