Müspet İhtilaf Ahlakı İle İlgili 5 Temel İlke

0
187

Müspet İhtilaf Ahlakı İle İlgili 5 Temel İlke

1.Selim bir niyetle olması

2.Derin bir ilme dayanması

3.Nassa ve icmaya aykırı olmaması

4.Usule uygun yapılması

5.Zamanın ve zeminin iyi ayarlanması

1.Selim bir niyetle olması

Selim niyet her şeyin başı olduğu gibi burada da baştır. Ameller niyetlere göreyse, burada da bu amel ise, selim niyet başıdır bu konunun. Diyelim ki; bir topluluktasın. Bir meselede ihtilaf ediyorsun. Orada ihtilaf ettiğin düşünce, dile getirdiğin düşünce; gerçekten işin sağlıklı bir noktaya gelmesi için mi, aykırı düşünüp; dikkatleri üzerime çekeyim, menfaat elde edeyim gibi -uzatabiliriz bunları- maksatlar mı? Eğer böyleyse, onda hiçbir hayır yok. Araplarda bir atasözü var: Muhalefet et, şöhret ol. Böyleleri var, ama bu da değil!

Söylediğin şeyi selim niyetle, Allah rızası için söyle! O zaman kapı sana ardına kadar açık. Ama menfaat için yaparsan; dünyalık elde edersin ama kusura bakma ahirette avucunu yalarsın. Bunu bize söyledi sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; ” Öyleleri gelecek vadiler dolusu sevapları var zannedecekler. Hesap defterleri bir açılacak; içinden hiçbir şey çıkmayacak.” (Müslim) Neden? Çünkü Rabbimiz için değil, muhalefette de bu böyledir.

2.Derin bir ilmin varsa eğer, konuşacaksın. Mesele sadece İslami ilimler olarak değil, her mesele de böyledir. İhtilaf ettiğin meselede derin bilgin olmalı. Öyle dedikoduyla, televizyonda hocadan duyduğun bir iki kelamla olmaz. Madem söylenmiş bir söze karşı bir şey söyleyeceksin.. Dağ gibi bir hakikate dayanmalısın. Arkasında ilim gibi bir hakikat olmalı ki, rüzgar sana karşı esse bile sarsılmayasın.

3. Nassa yani Kuran ve sünnete, icmaya yani sahabeden itibaren ümmetin kuşaklarının üzerinde ihtilaf ettiği meselelerde sen bişey dediğin zaman buna dikkat etmek zorundasın. Buna dayanmayan bir şey söylersen eğer, bunun adı ihtilaf değil, tefrika olur!

Bir mesele düşünün… 14 asırdır İslam Uleması farklı bir görüş söylememiştir. Şimdi bir hocamız, beyimiz geliyor ve diyor ki: “Ben böyle düşünmüyorum” Daha somut düşünecek olursak; diyelim ki 14 asırdır var mı bizim islam ilim müktesabatımızda hayızlı kadının oruç tutabileceğine dair bir delil? Yok. Nereden çıkardın sen bunu, neye dayanıyorsun? “Ben böyle anladım” Böyle düşünmeye hakkımız var mı!?

Sahabenin sözleri var.

Arkasından gelen kuşağın sözleri var.

Dört mezhep imamımızın söylediği sözler var.

Bu zamana kadar gelmiş hadis kitaplarımız var.

Aişe anamıza bir kadın bu konuyla ilgili geliyor, bu soruyu soruyor. Aişe anamız cevaben:” Sen Haruriyeden misin?” diyor. Kadın, “Hayır, ben değilim, sadece öğrenmek için sordum” diye cevap veriyor. Haruriye Haricilerin çıktığı meydan, Sıffından sonra Hazreti Alinin Nehveranda savaştığı meydanın adı olduğu için onlara haricilere haruriye dendi. Yani Haricilere denir. Sen Harici misin, harici adam bunu sorar diyor. Kadının niyetinin masumane olduğunu görünce, bizler hayızlı olduğumuz zamanlar oruç tutmazdık, sonra kaza ederdik” diyerek cevap veriyor Aişe anamız.

Bir icma var, ümmetin 14 asırdır ittifak ettiği bir hüküm var. Şimdi sen bundan farklı düşünüyorsan, dağ gibi deliller ile karşısına çıkman lazım bu düşüncenin. İçtihat kapısı kapalı mı? Sonuna kadar açık ama içtihat etmen için şöyle bir yürek lazım adama.  Varsa buyur, meydan açık. Hiçbir İslam alimi, hiçbir İslam toplumu içtihat kapısının kapalı olduğunu söylemedi. Ama dediler ki; usuller var, bazı engeller var. Aşabilirsen, meydan senin. İstediğin gibi kullanabilirsin o meydanı. Amma ittifak edilen hususlarda, tefrikaya düşersen, bunu yaparsan; ümmeti böler, parçalarsın. Yaptığımız iş ümmetin hayrına olmalı.

Bediüzzaman demişti ki; Gerçek alim koyun gibi olmalı, kuş gibi değil. Ne demek bu?

Kuş aldığını hemen verir, atar yavrusunun ağzına. Koyun çeşit çeşit otlardan alır, midesinde sindirir, bambaşka şeylerden, bambaşka besinlerden bembeyaz süt çıkarır, verir yavrusuna. Alim böyledir işte. Alim her duyduğunu anlatır mı? Kendisi inanmadığı, sindirmediği, delilere varmadığı şeyi söyler mi?

4.Usul neyse, o usul çerçevesinde hareket edilmeli. Müslüman adam, usule uygun hareket eden adamdır. Her ilmin kendi içinde usulü var. Hadis usulü, kelam usulü, tefsir usulü gibi… Ama bir de hareket usulü var. Davamız Rabbani, kullandığımız usulde Rabbani mi? O manada bir usul olmalı. Yaptığın her şey o mensup bulunduğun usul çerçevesinde gitmeli. Öyle olmazsa, usule aykırı davranır, yanlış zeminlere sapabilirsin.

5.Zaman ve zemini iyi ayarla. Mesela bir şey diyeceksin; ihtilat etme hakkın var, delilin de güçlü lakin bakalım zamanı uygun mu? Eğer bunu düşünmezsen, söylediğin söz doğru olabilir ama zaman ve zemin uygun olmadığı için yanlış şeylere sebep olabilirsin.

Haykırmak mı, susmak mı zor? İnanın bazen susmak daha zor. Bir şey söyleyeceksiniz, yangın var, siz ise Allah’ın size açtığı ilimle haykırmak istiyorsunuz. Umumun baktığı gibi bakmıyorsunuz. O anda yanlış demek, haykırmak başka arızalara sebebiyet verecek. Dişini sıkacaksın, dudağını ısıracaksın; ümmetin, islamiyetin hayrına diyeceksin, sükunete bürüneceksin. Bu da ihtilaf ahlakıdır.  Müspet ihtilaf ahlakının doğru olması için 5 ilke de budur.

Kaynak; Muhammed Emin Yıldırım, Muhteşem Ahlak Dersleri, İhtilaf Rahmet, Tefrika Zahmettir (63. Ders)

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.