İbni Arabi’nin Şirk İfadeleri Olduğu Doğru Mu?

0
74
İbni Arabi ve Tasavvuf Büyüklerinin Şirk İfadeleri Olduğu Doğru Mu
İbni Arabi’nin Şirk İfadeleri Olduğu Doğru Mu?

Günümüzde ehli sünnet akaidine saldırı hareketleri çoğalmış ve tasavvuf büyüklerine de olmadık ifadelerle dil uzatılmaya başlanmıştır. İnternette İbni Arabi’nin Şirk İfadeleri Olduğu Doğru Mu? diye ifadeler aratılmaya başlanmıştır. Bu hareketin büyük çoğunluğu da kendilerine selefi (alakaları yok) adı veren vehhabiler oluşturmaktadır.

Muhyiddin İbnül Arabi Hazretleri maalesef kimilerine göre Şeyh-i Ekber (Büyük Şeyh) olarak adlandırılmış; kimilerine göre Şeyh-i Ekfer (Kafir Şeyh) olarak adlandırılmıştır. Buna sebep olan ona ait olan birçok kitapta (özellikle Füsus ve Fütuhat) İslam’a uygun olmayan ifadeler olduğunun söylenmesidir.

Buna iki sebep söyleyebiliriz:
  1. Kitaplarının çeşitli İslam düşmanlarınca tahrif edilmesi,
  2. Kullandığı lisanda sembolik ve gizli ifadeler kullanmasıdır.

Kullandığı lisanda sembolik ifadeler kullanması olayını şu şekilde anlatabiliriz. Mesela bir cümlesinde;

“Sin şına girince kabrim açığa çıkar.” der.

O zaman kimse bu sözü anlayamamıştı. Ancak aradan 300 yıl geçtikten sonra ve Yavuz Sultan Selim Han (Sin), Şam’a (Şın) girip İbni Arabi’ye bir türbe yaptırınca bu sözdeki hakikat anlaşılmıştır. Bir diğer cümlesi ise,

“Sizin taptıklarınız ayaklarımın altındadır.”

Bu cümleyi o dönem Müslümanlar tarafından İlk bakışta haşa “Allah ayaklarınızın altındadır” gibi sapıkça bir mana vermişlerdir. Halbuki bu sözden maksat insanların altın ve gümüşe verdikleri değerleri değersiz ve hakir görmek için söylemiştir.

Kitaplarında geçen bazı ifadelerde anlaşılamayan bazı cümleler vardır. Halen daha devam eden tartışma konusu yapılan birçok sözü vardır ki bu sözler okuyanı doğru yoldan ayıracak tehlikededir. Bu sebeple olsa gerek, İbni Arabi’nin şöyle dediği söylenir:

“Bizden olmayan ve makamımızı bilmeyen, kitaplarımızı okumasın:zarar görür.”(1)

Yine Şeyhülislam İbn Kemal de meşhur fetvasında,

“… el-Fütûĥâtü’l-Mekkiyye’de bazı meseleler vardır ki bunlar keşf ve bâtın ehli olmayan zâhir ehlinin idrak edemeyeceği gizliliktedir. Anlatılmak istenen mânayı kavrayamayan kişinin Allah’ın, ‘Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme’ (el-İsrâ 17/36) emrine göre bu konuda sükût etmesi gerekir” demiştir.(2)

İmamı Rabbani (r.a.) de ünlü kitabı  Mektubat’ta benzer şeylerden bahsetmiştir.

Bu sorunun başka bir analizini sizinle paylaşmak istiyoruz. Muhyiddin İbn-i Arabi hazretlerinin kendi talebesi olan İmam-ı Şarani hazretleri diyor ki;

“Ben şeyh efendinin nüshalarını buldum ve kontrol ettim. Çoğu yerler ona ait değil. katmalar yapılmıştır.” diye buyuruyor.

Yani küffar ehli boş durmuyorlar. Ümmetin içine ihtilaf ve düşmanlık çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bizim Müslümanlarda da sahiplenme veya koruma veya birlik beraberlik şuurundan ziyade nerede bir hatasını bulurum da onu eleştiririm ve kendime insanlar arasında bir makam elde ederim  düşüncesi vardır. Böyle olduğu müddetçe İslam dünyası hep bu halde kan ağlayacaktır. Bir defa şunu söyleyeyim. Osmanlı Padişahlarımızdan özellikle Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri, M. İbn-i Arabi hazretlerinin eserlerine yapılan eleştirilere karşı, İmam-ı Mekki Hazretlerine “İbn-i Arabi” müdafaası yaptırmıştır. Ve ondan sonra bakıyoruz ki 1000 yıldır tüm Alimler ve İmamlar Muhyiddin İbn-i Arabi eserlerinden faydalanmışlardır ve kitaplarına alıntı yapmışlardır. Yani koca İmam-ı Rabbaniler, koca Mevlana Halid-i Bağdadiler, koca Allame Alusiler, koca Bediüzzaman Said Nursiler hepsi akılsızdı bilmiyordu cahildi de M. İbn-i Arabinin kafir olduğunu bilemediler de kitaplarında O’nun hakkında övgüler dolusu yazılar yazmışlar..! Haşa..! Herşeyden evvel insanlar haddini bilmeli. Bizim büyüklerimiz ve Alimlerimiz bu zat hakkında,

“Yanlış anlaşılmıştır. İbn-i Arabi aslında böyle demedi. Onun kitaplarına yahudiler katma yapmıştır”

diyorlarsa, bize O zat hakkında hüsn-ü zan etmek düşer.

İmam Şa’rani, el-Yevâkıt ve’l Cevâhir adlı eserinin mukaddimesinin birinci bölümünde şöyle söyler:

”Yahya b. Muhammed el-Mağribi ile karşılaşınca Ona “Fütuhat”taki Ehl-i Sünnet akidesine uymayan bazı konuları sordum. El-Mağribi İbn Arabi’nin Konya’da kendi el yazısı ile kaleme aldığı metinle karşılaştırdığı bir nüshayı çıkardı; Fütuhat’ı ihtisar ederken gördüğüm ve tereddüt edip metinden çıkardığım yanlış fikirlerin hiç birisi el-Mağribi’nin nüshasında yoktu.” Bu konuda İmam Şarani ile aynı görüşte olan İbn Abidin: “Füsusu’l-Hikem isimli kitabı yaymak haramdır. Çünkü küfrü gerektiren bir çok şey ihtiva etmektedir. Ve İslam’ın nurunu söndürmek için çalışan Yahudiler tarafından ona ilaveler yapılmıştır. Bunun için bazı Osmanlı sultanları okunmasını yasaklamışlardır”.(3)

Nitekim Kanuni’nin hocası Ebusuud Efendi Maruzat adlı eserinde bu konudan şöyle bahsetmiştir: “Evet, o eserde şeriata uymayan bazı sözler vardır. Bazıları bu sözleri şeriata uydurmak için tevîl etmişlerdir. Fakat biz, bu şeriata uymayan sözlerin bazı Yahudiler tarafından Şeyh Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretlerine iftira edilmiş olduğunu yakinen biliyoruz. Artık bu şeriata uymayan sözleri ihtiyaten okumamak vâcibdir. Sultan, bunların okunmasını yasaklayan bir de emir çıkarmıştır. Buna göre şeriata uymayan eserleri okumaktan, ezberlemekten ve dinlemekten sakınmak vâcibdir.”

Bu konu hakkında söylenecek çok söz varsa da bu kadarı ile yetinmek yeterli olacaktır. Öncelikle akaidimizi ve ehli sünnet inancını iyi bilmemiz hepimizin faydasına olacaktır. Nefisleri bilen Allah’dır. Biz doğru itikadımızı bilmezsek ayağımızı kaydırmak isteyen çok olacaktır. Buna fırsat vermemek için kaynaklarımız her zaman ehli sünnet alimlerine ait kitaplar olmalıdır. Rabbim bizleri doğru yoldan, Ehl-i Sünnet yolundan ayırmasın.

1.Nursi, Lemalar, s. 261-262

2.Hüseyin Atay, “İlmi Bir Tenkit Örneği Olarak İbn Kemal Paşa’nın, Muhyiddin b. Arabi Hakkındaki Fetvası”, Şeyhülislam İbn Kemal Sempozyumu, Ankara 1986, s. 267·268

3.İbn Abidin, c. 3, s. 294

 

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli