Her Büyük Küçüktü

1
786

Her Büyük Küçüktü

Selahaddin önce kucakta taşınan bir bebekti. Çocuk oldu. Nureddin Zengi’nin himayesini gördü. Kudüs aşkı beynine nakşedildi. Öğretildi, eğitildi. Kafası Kur’an ve hadislerle dolduruldu. Sonra büyüdü. Büyük Selahaddin oldu. Kudüs’ü ve gönülleri fethetti. Umuttu, hasret oldu. O küçükken de Selahaddin idi. Ama kim olduğu büyüyünce anlaşıldı. Her büyük küçüktü.
Muhammed Fatih de küçüktü. Bebekti. Dadıları, hizmetçileri onu babasının gözüne iyi görünmek için allayıp pulluyorlardı. Bebek olarak doğdu, çocuk olarak bakıldı. Büyüdü. Büyüyünce Fatih oldu. Açtığını açtı, kapattığını kapattı. O küçükken de Muhammed olarak doğmuştu. Büyümeden kimse onun kimliğini bilemedi.

Çocuklar büyüyor da büyükler diye birileri biliniyor. Büyümüş doğan yok. Doğanlar hep küçük doğuyor. Küçük diye bir kenara bırakılan öyle küçük kalırken, büyütülen büyüyor ve tarıh yazıyor, adını-şanını gök kubbeye nakşediyor.
Küçüğü küçük görmek, büyüğü bilmemektendir. İnsanın kendisini bilmemesidir. Tüm insanlar sonradan büyümüş bebeklerdir. Hayatta yokken sonradan yaratılmışlardır. Küçük yok, büyüğün küçük hali var.
Çocuğu büyük yapmak, ona bakan gözlerin bakışıyla başlayan bir eğitimdir. Kendi doğurduğunu küçük görenin verebileceği eğitim, oluşturabileceği örneklik ne olabilir ki? Her doğan çocuk fıtrat üzerine doğduğuna göre, her çocuk orjinaldir. Kıymet verilmeye, korunup kollanmaya müstehaktır.

Ebeveynin, eğitimcinin hor gördüğü ya da gözünde büyüttüğü bir iki çocukluk hatası, bir duvarının gölgesinde kaldığı için meyve veremeyen ağaç gibi, çocuğun adam olmasına engeldir.

Ebeveynin, eğitimcinin bakışlarındaki horlama, kullanabileceği sopasından daha sindirici ve daha ezicidir.
Çocukları hangi okula yazdıracağımızdan, hangi hocaya talebe yapacağımızdan daha önemlisi, onlara nasıl baktığımızdır. Biiznillah onlara bakışımız, ileride onların bakış tarzını oluşturacaktır.
Ebeveynin çocuğuna derin bakışıda yeterli olmayabilir. Ebeveyn kadar, yakın çevrenin de çocuk üzerinde kalıcı etkisi söz konusudur. Çocuğun çevresinde bir nedenle bulunan akrabalar ve diğer şahısların çocuğa yaptıkları şakalara varıncaya kadar, çocuk muhakakk kontrol altında olmalıdır.
Bulaşıcı bir hastalığa karşı gösterilen titizliğin bir benzeri hatta daha da hassası, çocuğun kim tarafından, nasıl yönlendirilebileceği üzerinde gösterilmelidir.
Nurettin Yıldız, Kıblegah Evler, syf: 50,51.

1 Yorum

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli