Gençlik ve Müzik

0
781

Müzik, gençlerimizin en çok ilgi duyduğu ve zaman harcadığı eğlence vasıtalarından birisidir. Her davranışımıza ölçüler ve sınırlar getiren dinimiz, müzik konusunda da bizim için en doğru, en selâmetli ve en güzel ölçüler ortaya koymuştur.

 

Kâinattaki her sesi, İlâhî bir mûsikînin nağmeleri olarak değerlendiren hikmet bakışı, elbette insanların gayretleriyle ortaya koyduğu müziğe de Allah ve âhiret hesabına bakacaktır.

Bu açıdan incelediğimizde, müziği ikiye ayırabiliriz.

Birincisi, ulvî ve ruhanî mânâları terennüm eden, insana yüksek şevkler, ulvî neş’eler ve uhrevî hüzünler veren müziktir ki, bu helâldir.

İkincisi, şehevanî ve dünyevî mânâları işleyen, hevesâtı tahrik eden ve yetimâne acı veren müziktir ki, bu haramdır.

Bunların teferruatı da kişiye yaptığı tesire göre hüküm alır.

Bir müzik parçasının sözleri, İslâmın temel prensipleriyle çelişmemelidir. Çünkü Yüce Peygamberimiz (a.s.m.), “Gayr-i meşrû meseleleri, küfrü konu alan şiir, şeytanın nağmelerindendir” (Câmiüssağîr: 1609) buyurmuştur. Bunun için müzik parçasının sözleri, nezih ve ulvî mânâları taşımalı; ahlâk dışı, îman esaslarına aykırı ve bayağı olmamalıdır.

Yine Peygamberimizin (a.s.m.) şu hadisleri bize müzik konusunda ölçü olmaktadır:

“Şarkıcı kadının aldığı para haramdır. Şarkı söylemesi haramdır. Onlara bakmak haramdır. Aldığı para köpek satımı karşılığında aldığı para gibidir. Köpeğin parası haramdır. Eti haramla beslenen kimseye Cehennem ateşi daha lâyıktır.” (Taberânî’nin Kebir’inden)

“Bu ümmet içinde şarkıcı ve çalgıcı kadınlar ortalığı sarıp içkiler içilince bir yere batma, hayvan şekline dönüşme ve gökten taş yağma vuku bulacaktır.” (Tirmizi, Fiten: 21)

Müzik, her türlü düşüncenin ve mesajın yaygınlaşmasında çok güçlü ve yaygın bir silâhtır. İnsanlar müzik yoluyla dayatılan düşünceleri kolayca ve severek kabul ederler. Bu yolla, olumlu veya olumsuz ahlâk anlayışı, davranış biçimi, hayat tarzı yerleştirilebilir.

Bundan dolayıdır ki, bazı müzik türlerini çok dinleyen insanlar, farkında olmadan bazı olumsuz fikir ve davranışların etkisi altına girmiş olurlar.

Bu bakımdan gençlerimiz neyi dinlediklerine çok dikkat etmeli, titiz ve seçici olmalıdırlar.

Bir başka önemli nokta, müzik dinlemede aşırıya gitmemek, zamanı israf etmemek gerekir. Bilhassa çok zarurî işlerimizi ve ibâdetlerimizi geciktirmek veya engellemek pahasına müzik dinlemeyi sürdürmek büyük günahtır.

Resûlüllahın (a.s.m.) uyarılarını örnek alan bir gencin müziğe karşı tavrı ne olmalıdır?

Bir genç nasıl bir yol izlemelidir ki, hem harama girmekten korunsun, hem de içindeki müzik zevkini ve ihtiyacını tatmin etsin?

Bunun için öncelikle olumsuz müziğe karşı kendimizi korumalıyız. Yukarıda belirttiğimiz ölçülere uymayan, özellikle yaygın Batı müziğinden ve piyasadaki seviyesiz ve bayağı müzik parçalarından uzak durmak gerekiyor.

Biz, her şeyiyle “bizden” olanı tercih etmeliyiz.

En güzel mûsikî, Kur’an-ı Kerîmin okunması ve dinlenmesidir.

Bundan başka bol miktarda örneklerini bulabileceğimiz ilâhiler, kasideler, marşlar, ezgiler, müsbet şarkı ve türküler müzik ihtiyacımızı karşılayabilir.

Müzik sahasında son yıllarda çok başarılı çalışmalar yapılmış, müsbet örnekler ortaya konmuştur. Bir bakıma günümüzün gençleri eskiye göre daha şanslıdırlar. Çünkü, 10-20 yıl öncesine kadar birkaç ilâhî ve mehter kasetinden başka dinleyecek müzik ürünü yoktu. Bugün gerçekten emek mahsûlü, seviyeli ve profesyonel binlerce müzik parçası vardır.

Gençlerimiz, her anlarını nasıl geçirdiklerinden ve her âzâlarını nasıl kullandıklarından hesaba çekilecekleri düşüncesiyle, “dil”, “el” ve “kulak”la icrâ edilen ve dinlenen her türlü müzikten sorumlu olduğumuzu bilerek hareket etmelidirler.

Her şeyde olduğu gibi müziğin hayırlısı da, meşrû dâirede icrâ edilenidir.

Yazar:
Cemil Tokpınar

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.