Esma-ül Hüsnanın İçinde Toplandığı Zikir

0
1185

Esma-ül Hüsnanın İçinde Toplandığı Zikir

Bil ki; Allah Teâlâ’nın güzel isimleri şu dört zikir kelimesi içinde toplanmıştır.Bu zikir kelimelerine,”el-bâkı-yâtu’s-sâlihat (kula âhirette fayda verecek salih ameller)” denir.Bu kelimeler şunlardır;

“Sübhânellahi ve’l hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vellâhu ekber”

 

Şimdi bunları açıklayalım.

 

Birince kelime ‘sübhânellah’ zikridir.Buna tesbih etmek denir.Arap dilinde tesbihin mânası;uzak ve temiz tutmaktır.

 

Sübhânellah,Allah Teâlâ’nın zâtından ve sıfatlarından her türlü ayıp ve kusurları uzak tutmak mânasındadır.Allah Teâlâ’nın isimleri içinde O’nun zâtının her türlü ayıp ve kusurlardan uzak olduğunu ifade eden bütün isimler,bu zikrin içine girer.Mesela,el-Kuddûs ve es-Selâm isimleri gibi.

 

el-Kuddûs,her türlü ayıp ve kusurdan temiz olan demektir.

 

es-Selâm ise,her türlü âfet ve bozulmadan uzak olan demektir.

 

İkince kelime ‘el-hamdü lillâh’ zikridir.Bu zikir,Allahu Teâlâ’nın zâtı ve sıfatlarıyla ilgili bütün kemâl (olgunluk) mânaları içermektedir.

 

Allah Teâlâ’nın isimleri içinde zât-ı bâri için kemâl ve olgunluk mânaları ifade eden bütün isimler bu zikrin içine girmektedir.el-Alim,el-Kadir,es-Semî ve el-Basîr gibi.

 

Bizler,’sübhânellah’ dediğimiz zaman,aklımıza ve hayalimize gelecek bütün noksanlık ve ayıpları Allahu Teâlâ’dan uzak tutmuş oluyoruz.’El-hamdü-lillâh’,dediğimizde de bildiğimiz,tanıdığımız ve anladığımız bütün yücelik ve kemâl sıfatlarının yüce Allah’a ait olduğunu ifade etmiş oluyoruz.

 

Bizim yüce Allah’tan uzak tuttuğumuz ve O’nda var olduğunu söylediğimiz şeylerin ötesinde öyle büyük bir durum vardır ki,o bizden gizlidir ve biz onun hakikatini bilemiyoruz.İşte bu durumu kısaca ‘Allahü ekber’ sözümüzle ifade etmeye çalışırız.

 

Allahüekber’in mânası şudur:Allahu Teâlâ,bizim kendisinden uzak tuttuğumuz ve zâtı için ispat ettiğimiz şeylerden daha yücedir;biz ne yapsak O’nu gerçek mânada yüceltemeyiz.İşte Hazreti Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

şu sözü bu anlamdadır:

“İlâhî,ben seni hakkıyla övüp,yüceltemem;sen kendi zâtını nasıl övüp,yüceltiyorsan öylece yücesin.” (Müslim,’Salât’,222;Ebû Dâvûd,’Salat’,148;’Vitir’,5;Tirmizi.)

 

Allah Teâlâ’nın isimleri içinde bizim bilgi ve idrakimizin üzerinde mâna içeren bütün isimler,’Allahü ekber’ zikrinin içine girmektedir;el-a’lâ ve el-müteâlî gibi…Varlık âleminde bu sıfatlarla başka bir varlık anlatılırsa,biz,yüce Allah’a benzeyen ve O’na ortak olan hiçbir varlığın bulunmadığını söyleyip bunu ‘lâ ilâhe illâllah’ sözümüzle ifade ederiz.

 

“Lâ ilâhe illâllah”, Allah’tan başka hiçbir ilâh yok demektir.Çünkü ilâh,kendisine kulluk yapılma hakkına sahiptir;kulluğa da ancak yukarıda zikrettiğimiz vasıflara sahip bir zât hak sahibi olur.

 

Allah Teâlâ’nın isimleri içinde,el-vâhid,el-ahad ve zü’l celâli ve’l-ikrâm gibi,kısaca bütün isimleri içinde taşıyan isimler,’lâ ilâhe illâllah’ sözü içine girmektedir.İbadete ancak bütün cemâl (güzellik) ve kemâl (yücelik),olgunluk sıfatlarına sahip olan zât lâyıktır.Bunlar öyle sıfatlardır ki,onları yüce Allah’tan başka hiç kimse hakkıyla sayamaz ve hakikatini ifade edemez.

 

Eğer yukarıdaki dört kelimeyi ve içerdiği mânaları,özetle bir kelimenin içinde toplayalım desek,bu kelime ‘el-hamdü-illâh’ olurdu.İlim ve hikmette imam olan Hazreti Ali (radıyâllahu anh) demiştir ki;

“Eğer el-hamdü-lillâh sözünü açıklayarak bir deve yükü kitap yazmak istesem,bunu yapardım.”

İşin iç yüzü şudur: el-Hamdü lillah (Bütün hamdler Allah’a aittir),ifadesi bir övgüdür.Bu övgüde pek çok şey vardır.Övgü ile kemâl ve yücelik sıfatları ortaya konur.Ayrıca övülen kimseden kusur ve ayıplar uzak tutulur.Bu övgü ile yüce Allah’ın zâtını idrak etmekten âciz kalındığı itiraf edilir.Yine bu övgü ile,bütün kemâl ve üstünlük sıfatlarının sadece yüce Allah’a ait bulunduğu ve O’nun bu sıfatlarda tek olduğu ifade edilir.

 

Kısaca el-hamdü lillah sözü,diğer bütün mübarek kelimeler için zikrettiğimiz şeyleri içermektedir;çünkü el-hamd kelimesinin başındaki ‘elif ve lâm’ harfleri,Arapça’da bütün hamd (övgü),yüceltme çeşitlerini ifade etmektedir.el-Hamd,bilip bilmediğimiz bütün övgü çeşitlerini içermektedir.Yukarıda zikrettiğimiz şeylerden hiçbiri bu övgünün dışında değildir.İşte ibadete ancak bu zikrettiğimiz sıfatlara sahip yüce Yaratıcımız hak sahibidir.

 

Yüe Allah katında yakınlık elde etmiş hiçbir melek,insanlığa gönderilmiş hiçbir peygamber ve diğer insanlardan hiç kimse,bu itikattan dışarı çıkamaz.

 

Bu itikadın dışına ancak,Allah Teâlâ’nın kendisini nefsi ile baş başa bıraktığı,kötü arzularına uyan,hak sınırları aşıp yüce Mevlâsı’na isyana dalan kimseler çıkar.Onlar,mânevi perdelerle perdelenmiş,hak kapısından kovulmuş,ilâhi yakınlıktan uzaklaştırılmış kimselerdir.Bu dünyada Allah Teâlâ’nın yüceliğini anlamaktan ve O’nu tanımaktan perdelenen kimsenin,âhirette de O’nun ikramlarından ve cemâlini görmekten perdelenmesi (mahrum kalması) haktır.

 

Kaynak; Hüccetü’l-İslâm-İmam-ı Gazâlî/Hak Yolunun Esasları Semerkand Yayınları,syf:137-141

 

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.