Osmanlıca Öğren

OSMANLICA ÖĞREN

Peygamber efendimiz vahiy katiplerinden Hz. Muaviye’ye şöyle buyurmuştur:

Divitin mürekkebini ölçülü ve kalemin ucunu incelterek eğik kıl (با) harfini dikleştir. (س) harfini birbirinden ayır. (م) harfinin içini doldurma, (الله) kelimesini güzel yaz (الر حمن) kelimesini uzun (الر حيم) kelimesini tecvidli yaz. (Yazmaya ara verdiğinde) dividini sol kulağının üstüne koy ki, lüzumunda onu daha çok hatırlamana sebep olsun.” diye buyurmuştur.

1

 

 

HARFLER

2

3

 

ALIŞTIRMALAR 1

4

ALIŞTIRMALAR 2 

6

7

ALIŞTIRMALAR 3

8

9

ALIŞTIRMALAR 4

10

11

Osmanlıca Yazı Kaideleri Giriş:

Osmanlıcaya aid kelimeleri-sözleri, lafızları – yazarken riayet edilmesi gereken kaidelerdir.
Bir dili; söylenildiği gibi yazmak, veya yazıldığı gibi söylemek-bilhassa büyük ve köklü diller için – imkansızdır.

Dünyanın hemen hemen bütün dillerinde, söylenildiğinden farklı şekilde yazılan, veya yazıldığından farklı şekilde okunan nice kelime ve tabirler mevcüddür.

İşte İMLA KAAİDELERİ: Yazının söze, hangi hallerde uyduğunu, ve hangi hallerde uyulmadığını gösteren kaaldelerdir.

Bilindiği gibi:

Sözler-kelimelerden, Kelimeler – hecelerden,

Heceler de – harflerden … meydana gelir.

Hazırlık bölümünde de belirtdiğimiz gibi Osmanlıda harfler 35 dir, ve şunlardır:

ا ب پ ت ث ج چ ح خ د ذ ر ز ژ س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك گ ك گ ل م ن و ه لا ي

 

Elif, be, pe, te, se, cim, çim, ha, hı, dal, zel, rı, ze, je, sin,ş in, sad,
dad, tı, zı, ayın, gayın, fe, kaf, kef, gef, nef, lam, mim, nun, vav, he,
lamelif, ye

Osmanlıca bütün bu harfler aslında SESSİZ’dirler.

 

 

SESSİZ HARFLER:
Kendi kendilerine okunamayan, ve ancak sesliler vasıtasiyle okunabilen
harflerdir.

Osmanlıca Alfabesindeki harflerden: (Elif = ا ), (Vav =و  ), (he = ه  ) (ye
=ى ) nin ayni zamanda sesli harf olarak da vazife gördüklerini biliyorsunuz.

Bunlardan  (Elif = ا ) seslisi: Sessizleri, AHENK KAİDESİ’ne göre, (e, a)
sesiyle okutur.
(Vav =و ) seslisi : Sessizleri, (u,ü,o,ö) dört
ayrı sesle okutur :

 

(he = ه   harfi : Sesli olduğu zaman: (Topak he = ه ) şeklinde yazılır, ve
AHENK KAİDESİ’ne göre sessizleri (e, a) sesiyle okutur.

(ye =ى )seslisi de :Sessizleri – duruma ve beldeye göre – (i, i, ü, u)
sesleriyle okutur.

Osmanlıca da, ayrıca, ÜSTÜN, ESRE, ÖTRE olmak üzere HAREKE SESLİLERİ’nin
olduğımuda biliyorsunuz. (l)

***

OSMANLICA: Yazı yönünden dört TEMEL ESAS’a dayanır:

1 – Sür’at

2 – Kolaylık

3 – Kısalık

4 – Güzellik.

Sessizleri, seslileri, harekeleri – işaretleri – remizleri ve motifleriyle
Osmanlıcanın bütün okuma ve okutma malzemeleri; Sözlerin – iradelerin
tesbitinde/yazılışında bu dört temel esası temin içindir.

Emekleyenlere yürümeyi, yüzme bilmeyenlere yüzmeyi öğretmek için nasıl bazı
aletler – simitler kullanılırsa :

 

 

Mübtediler – yeni başlayanlar – için de; Osmanlıcanın yardımcı malzemeleri
(Harekeleri, remizleri, işaretleri); kolaylık olsun diye, başlangıcda
kullanılır. Fakat sonraları hemen hemen bunlara hiç lüzum kalmaz; Osmanlıca
metinler, ibareler büyük bir sür’at, ahenk ve kolaylık içinde kendiliğinden
akar giiler :

Osmanlıca bir eseri okurken, insan
yorulmaz! …

Yorulmak ne demek … Zevkine doyulmaz …

Osmanlıca İmla Rehberi

 

DR. Ali Kemal Berviranlı

 

Osmanlıca Gramer’e Ait Bazı Tarifler ve Tabirler

KELiME – CEVHER – EK

Taş, kedi, yol, dar, ben, sen, göz…. Bütün bunlar birer kelimedir.
 

Taşı, kediye, yolda, darca, benim, senin, gözün … Bunlar da birer
kelimedir.

 

Ve bunlar’ ilk misaldeki kelimelere bazı (edatların – eklerin) ilavesiyle
meydana gelmişdir.

 

Eksiz Yani (edlatsız – ilavesiz) kelimelere:
(CEVHER KELiME) adı verilir. Eki – edatı olan
kelimelere de (EKLİ – EDATLI) kelime denir.

Eksiz- Edatsız kelimeler:

göz: گوز

sen: سن

ben: بن

dar: دار

yol: يول

kedi: كدى

taş: طاش
Ekli- Edatlı kelimeler:

gözün: گوزڭ

senin: سنڭ

benim: بنم

yolda: يولده

kediye: كديه

taşı: طاشى
Masdar- Madde-i Asliyye- Kökb]

durmak: دورمق

vermek: ويرمك

söyletmek: سويلتمك

süslenmek: سوسلنمك

Kelimeleri birer MASDAR’dır.

Türkçede Masdar’lar : (mek) yahud (mak) ekiyle biterler.

 

İşbu kelimelerden (mek), yahud (mak)  ekleri kaldırılınca geriye:

ver. dur. söylet. süslen. kelimeleri kalır ki bunlar, adı geçen masdarların
kökleri yani cevherleridir.

Türkçede bütün fiiller masdar köklerinden yani masdar cevherlerinden
yapıldığı için bu masdar köklerine MADDE-İ
ASLİYYE = ASIL BöLÜM
adı da verilir.

Masdar ve Rabıt Sıygası

 

   

 Masdar
Masdar Kökü


Madde-i Asliye

( gitmek  =  گيتمك   )         :        ( git  =   گيت   )

( vermek =  ويرمك  )         :        ( ver =  وير   )

( kalmak  = قالمق   )           :        ( kal = قال  )

( durmak = دورمق  )          :       ( dur = دور   )

(söyletmek = سويلتمك )     :       (söylet = سويله ت  )

(süslenmek = سوسلنمك )   :       (süslen = سوسله ن   )

(Olmak) masdarının (masdar kökü = madde-i asliyesi) (ol) dur. Bundan yapılan
fiilleri şöylece sıralayalım.


    Masdar Kökü  

Masdar                       Madde-i Asliye
Yapılan Fiil ve Adı

(olmak  =  اولمق   )          (ol = اول  )        (oldum    =   اولدم   )
:  Şühudi mazi [1]

 

(olmuşum   = اولمشم )     :  Nakli mazi

(olurum       = اولورم  )    :  Muzari

(oluyorum  = اولويورم )   :  Hal

(olacağım   = اوﻻجغم  )    :  İstikbal

(olmalıyım  = اولمالي يم )  :  Vücubi

(ol = اول  )          :  Emri hazır

(olsun     =اولسون  )     :  Emri gaib

(olabilmek = اوﻻبيلمك ) (olabil = اوﻻبيل )    (olabildim  = اوﻻبيلدم  )
:  İktidari

(olmak  =  اولمق  )            (ol = اول  )       (olduydum = اولديدم  )
:  Hikaye

(olmuşmuşum = اولمشمشم )  :  Rivayet

(olsaydım   = اولسه يدم   )  :  Şart

( olduğum  = اولديغم   )     :  Sıla

(olan – olmuş = اوﻻن–اولمش ):  Fer’i fiil

(oluverdi     = اولو ويردي  )   :  Ta’cîlî [2]
Şu misallerde Rabıt Sıygaya aittir:
[3]

(olub                      =             اولوب)

(olarak                    =              اوﻻرق )

(olalıberi                  =         اوﻻلىبرى)

(olalıdanberi             =       اوﻻليدنبري  )

(oluncaya kadar        =  اولونجه يه قدر   )

(oluncaya değin        = اولونجه يه دگين )

(olunca                    =     اولونجه      )

(oldukca                  =     اولدقجه     )

(olmadan                 =   اولمادن     )

(olduktan sonra         =   اولدقدن سوڭره )


[1] Şühudi mazi : Gözle görünen veya görmüş gibi bilinen bir şeyi anlatan
fiil

[2] Fi’l-i ta’cîlî : Kavramda çabukluğu, kolaylığı, yardımı gösteren iki
kökten kurulmuş birleşik fiil: Söyleyivermek, yapıvermek gibi

[3] Rabıt Sıygası : Bağlaç Kipi

Ek – Edat

Kendi başlarına bir mana ifade etmeyen, ve fakat başka kelimelere ilave edilince bir takım vazifeler gören lafızlara -sözcüklere-
ek veya edat adı verilir.

(Cevher) kelimelere ve (Madde-i asliyye)lere yani masdar köklerine ilave olunan bir çok eklere edatlar vardır.

Bunlardan bazıları şunlardır :

1 – İZAFET EDATLARI

2 – FİİL EDATLARI:  (Tasrif veya çekim edatları)

3 – Kelimeden kelime yapma edatları (İŞTİKAK EDATLARI).

***
1 – İZAFET EDATLARI:

Bunlar şu parantez içinde gösterilen eda.tlardır :

Ben (im) ev (im)    = بنم اوم : (im)    =     م

Sen (in) ev (in)    =   سنڭ اوڭ : (in)    =   ڭ

O (nun) ev (i)    = انڭ اوى : (nun). (i)    =   ڭ

Biz (im) ev (imiz)    = بزم اويمز : (im).(imiz) =  م – مز

Siz (in) ev (iniz)    =  سزڭ اويڭز : (in). (iniz) = ڭ – ڭز

Onlar (ın) ev (leri)  = اونلرڭ اولرى : (ın), (leri) = ڭ – لرى

Oda (nın) kapı (sı)  = اودانڭ قاپيسى : (nın), (sı) = نڭ – سى

***

 

2 – FİİL EDATLARl (TASRİF – ÇEKİM EDATLARI) :

Bunlar da parantez içinde gösterilmişdir :

O (nu) gördüm    =  اونى گوردم : (nu)     = نى

Oda (yı) gezdim    = اودايى گزدم : (yı)       = يى

Ev (e) girdim    = أوه گيردم : (e)            = ه

Oda (ya) oturdum    = اودايه اوتوردم : (ya)   = يه

Ev (de) oturdum    = أوده اوتوردم : (de)     = ده

Oda (da) yatdın     = اوداده ياتدم : (da)        = ده

Ev (den) çıkdın      =  أودن چيقدم : (den)    = دن

Oda (dan) çıkdın    =  اودادن چيقدم : (dan)    = دن

Tren (le) geldim     = ترنله گلدم : (le-ile)    = له – ايله

Yapur (la) gitdim    = واپورله گيتدم   : (la)      = له

Onun (için) aldın    =  اونڭ ايچون آلدم : (için-içün) = ايچون

Not: Fillerle beraber bulunan bu edatlara: MEF’UL adı verilir

***
3- Kelimeden kelime yapma edatlan (İŞTİKAK
EDATLARI) :

   

Bunlar da aşağıda ve parantez içinde gösterilmişdir :

(1) : İsimlerden sıfat yapan edatlar :

Ankara – Ankara (lı) = آنقره لى  : (lı) = لى

(2) : İsimlerden masdar yapan edatlar :

Tuz – Tuz (la) mak =  طوزﻻمق : (la) = ﻻ

(3): Sıfatlardan isim yapan edatlar :

Beyaz – Beyaz (lık) = بياضلق  (lık) = لق

(4): Sıfatlardan masdar yapan edatlar :

Fena – Fena (laş) mak = فناﻻشمق : (laş) = ﻻش

(5): Masdarlardan isim yapan edatlar :.

Sarmak- Sar (gı) = صارغى : (gı) = غى

(6): Masdarlardan sıfat yapan edatlar :

Süzmek- Süz (gün) = سوزگون : (gün) = گون

 

Osmanlıca Bir Kaç İmla Kuralı

1- “ا” Harfi “A” sesi ile okutur. باق – صار – ياشاماز – جام gibi.

2- ”ه” Harfi bazen “E” bazen de “A” sesi ile okutur. نانه – ده ده – صارمه
gibi.

3- ”و” Harfi “ö.o.u.ü.seslerinden biri ile okutur.– قوقو – بوتون – چوجوق –
بالون gibi.

4- ”ي” Harfi “ı.i.” sesleriyle okutur. يازي – ييلديز – بيلير – ديليم –
باغير- ييلديريم gibi.

5- İlk hecede “A” sesini gösteren elifler bazen terk edilebilir. (ياتاق –
يتاق)(باشاق – بشاق)( قاباق- قباق gibi.

6- İsimlerin yalın hallerinde ve ismi eklerinin sonunda”A” sesi ”ه”
okutucusu ile yazılabilir. اقشامه – قارينجه – بادانه gibi.

7- İlk iki hecede ki okutucu ”و” lardan biri kolaylık için yazılmayabilir.
بيوك – بلوط – بتون – طقوز gibi.

8- Kelime başlarında ki “ö.o.u.ü” sesleri ”ا” harfi ile ”و” okutucusu
beraber yazılır. اوروج – اوزوم – او – اوزون gibi.

9- Ek sonlarında bulunan “u.ü. sesleri ”ي” okutucusu ile yazılabilir. بوزلي
– گوردي – صويي – بومي gibi.

10- Bazı kelimelerin ilk hecelerinde ki “e” sesleri ”ي” okutucusu ile
yazılabilir. ديمك – گيجه – ويرمك – ايتمك – ييمك gibi. O

 

 

İstiklal Marşı

 
استقلال مارشي

 قورقما سونمز بو شفقلرده يوزن ال سانجاق

سونمه دن  يوردمك اوستنده توتن اك صوك اوجاق

اوبنم ملتمك  ييلديزيدر پارلاياجاقن

او بنمدر او بنم ملتمكدر انجاق

چاتما  قوربان اولا يم چهره كي اي نازلي هلال

قهرمان عرقمه  بر كول  نه بوشدت بو جلال

سكا اولماز دكولن  قانلرمز  صوكرا  حلال

حقيدر حقه  طاپان  ملتمك  استقلال

بن ازلدنبريدر حر ياشادم حر ياشارم

هانكي چيلقين بكا زنجير ووراجقمش شاشارم

كوكره مش سيل كبي يم بندمي چيكنر اشارم

ييرتارم  داغلري انكينلره صيغمام طاشارم

غاربك افاقني صارمشسه چليك  زرهلي ديوار

بنم ايمان  دولو كوكسم  كبي سرحدم  وار

اولوسون  قورقما  نصل بويله  بر ايماني  بوغار

“مدنيت”  ديديكك  تك  ديشي  قالمش  جاناوار

ارقاداش  يوردمه  الچاقلري  اوغراتما صاقيند

سپر ايت  كووده كي  دورسون بو حياسزجه اقين

دوغاجقدر سكا وعد ايتديكي  كونلر  حقك

كيم  بيلير بلكي  يارين بلكي  ياريندن ده يقين

باصديغك  يرلري طوپراق دييه رك كچمه طاني

دوشون  التنده كي  بيكلرجه  كفنسز  ياتاني

سن شهيد اوغليسك اينجيتمه يازيقدر اتاكي

ويرمه  دنيالري  السه ك  بو جنت  وطني

كيم بو جنت  وطنك اوغرينه اولمز كه  فدا

شهدا فيشقيراجق طوپراغي صيقسه ك شهدا

جاني  جاناني  بوتون  واريمي السين ده خدا

ايتمه سين  تك  وطنمدن  بني  دنياده  جدا

روحمك  سندن  الهي  شودر  انجاق  املي

دكمه سين  معبدمك  كوكسنه  نامحرم  الي

بو اذانلركه  شهادتلي  دينك  تملي

ابدي يوردمك استنده بنم ايكله ملي

اوزمان وجد ايله  بيك سجده ايدر وارسه طاشم

هر جريحه مدن  الهي  بوشانوب  قانلي  ياشم

فيشقيرير روح  مجرد  كبي  يردن  نعشم

اوزمان يوكسله رك عرشه  ده گر بلكي باشم

دالغالان سن ده شفقلر كبي اي شانلي هلال

اولسون ارتق دوكولن قانلرمك هپسي حلال

ابديا  سكا  يوق عرقمه  يوق  اضمحلا ل

حقيدر حر ياشامش  بايراغمك حرريت

حقيدر حقه  طاپان  ملتمك  استقلال

محمدعاكف

 

 

 

Necip Fazıl Kısakürek

“kaldırımlar” Şiiri

 

سوقاقدايم كيمسه سيز بر
سوقاق اورطاسيندا

يوريوروم ارقاما باقمادان يوريوروم

يولومگ قاراگليغه قاريشان نوقطاسيندا

صانكي بني بكله يگ بر حيال گورويوروم…

قارا گوكلر كول ره نگي بولوطلرله قاپانيق.

اه ولريگ باجاسيني قوللويور ييلديريملر.

ايگ جين اويقودا يانليز ايكي يولطاش اويانيق.

بري بنيم بريده سر سري قالديريملر…

نجيب فاضل

12

13

14

15

Osmanlıca Tarihine Bakış

13-20. yüzyıllar arasında Anadolu’da ve Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü
yerlerde yaygın olarak kullanılmış olan, özellikle 15. yüzyıldan sonra
Arapça ve Farsçanın etkisinde kalan Türk yazın dili. Osmanlı Türkçesi ya da
eski yazı olarak da bilinen Osmanlıca Arapça, Farsça ve Türkçenin
karışımıdır ve Arap alfabesiyle yazılır.

Tarihçe

Osmanlıca terimi Tazminat Dönemi (1839-1876) aydınlarınca ortaya atılmıştır.
Daha önceleri Türk lehçelerinin hepsine Türki (Türkçe) ya da lisan-ı Türki
(Türk dili) deniyordu. 19. yüzyılda artan milliyetçilik hareketlerine
karşılık, Osmanlı Devleti’nin siyasal bütünlüğünü korumak amacıyla yeni bir
milliyetçilikle ortaya çıkan Tanzimat aydınları, millet-i Osmaniye (Osmanlı
milleti) kavramını geliştirdiler. Osmanlı toprakları üzerinde konuşulup
yazılan Türkçeye de Osmani (Osmanlıca) ya da lisan-ı Osmani (Osmanlı dili)
adını verdiler.

Türkler tarih boyunca farklı din ve kültürlerle bir arada yaşadıkları için
farklı alfabeler kullanmışlardır. 5. yüzyıldan 20. yüzyıla değin yakın
ilişki içinde bulundukları kültürlerin etkisiyle Göktürk, Uygur, Sogd, Çin,
Tibet, Nasturi-Süryani, Mani, Brahmi, Peçenek, Kuman, Yunan, İbrani, Slav,
Arap ve Latin alfabeleri değişik dönemlerde kullanılmıştır. Bunlar arasında
Türklerin büyük bölümü tarafından en uzun süre (11. yüzyıldan 20. yüzyıla
değin) kullanılanı Arap alfabesidir.

 

Tarihsel gelişimi açısından Osmanlıca üç döneme ayrılır:

1. Eski Osmanlıca ya da Eski Anadolu Türkçesi: (13-15. yüzyıllar arası)

2. Orta Osmanlıca ya da Klasik Osmanlıca: (16-19. yüzyıllar arası)

3. Yeni Osmanlıca (19. yüzyıl-20. yüzyılın başları)

1. Eski Osmanlıca (Eski Anadolu Türkçesi):

Türklerin büyük bölümü 10. yüzyıla değin Uygur harflerini kullanıyordu.
İslamiyetin kabul edilmesinin ardından, Arap kültürünün etkisiyle Arap
harfleri kullanılmaya başladı. 15. yüzyıla değin dilde Arapça ve Farsça
sözcük ve tamlamalar azdı. Öte yandan 15. yüzyılda İstanbul’da başlayan
saray yaşamı Arap, İranlı sanat ve bilim çevrelerini kendisine çekti;
ürkçenin yanı sıra, Arapça ve Farsça yüksek sınıf ve aydınlarca kabul
görmeye başladı. Bu yabancı öğeler 15. yüzyıldan sonra özellikle nazımda
arttı.

2. Orta Osmanlıca (Klasik Osmanlıca):

16. yüzyıldan başlayarak Arapça ve Farsça yalnızca sözcük kullanımı olarak
değil, dilbilgisi açısından da Türkçeyi etkilemeye başladı. 19. yüzyıla
değin süren bu dönemde Arapça ve Farsça tamlamalar yalnızca isim soylu
sözcüklere değil fiillere de girdi. Kökü yabancı bileşik sözcükler
oluşturuldu, düzyazı dilinde kısa ve yalın tümcelerin yerini bağlaçlarla
uzatılmış yabancı öğelerle dolu tümceler aldı. Dönemin sanatçıları Eski
Osmanlıcada kullanılan görece yalın Türkçe yerine Arapça ve Farsçadaki
ustalıklarını gösterme yolunu seçtiler.

3. Yeni Osmanlıca:

19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde matbaanın kurulması, çeşitli konularda
gazete ve dergilerin yayımanması ve Batı kültürüne açılma çabaları düzyazıda
etkisini gösterdi. Halkın anlayabileceği bir dille yazma girişimiyle dönemin
yazar ve yayıncıları daha yalın bir dil kullanmaya başladılar. Yazıda ilk
kez noktalama işaretleri kullanılırken, edebiyatta Batı etkisiyle roman,
hikaye gibi yeni türlere ilgi arttı. Türkçe kavramı üzerinde durularak
dilbilgisi kitapları ve sözlükler yayımlanmaya başladı. Öte yandan Batı’dan
alınan yeni kavramları (Batılılaşma, milliyetçilik, Osmanlıcılık vs.)
karşılayacak Türkçe sözcüklerin olmaması sebebiyle yeniden Arapça ve Farsça
sözcüklerle tamlamalara başvuruldu. Arapça ve Farsça sözcük köklerinden yeni
sözcükler türetildi. Bu dönemin sonunda özellikle şiirde ağdalı bir dil
kullanılmasına (Edebiyat-ı Cedide, Fecr-i Âti) ve yabancı sözcüklere yer
verilmesine karşın, dilde yabancı öğelerden arındırma çabaları devam etti.
Bu süreç 1928’deki Harf Devrimi’nden sonra daha da hızlandı.

Arap alfabesi 28 harften oluşur. Osmanlıcada Arap harflerinin yanı sıra
Farsçadaki p ( پ ), ç ( ﭺ ) ve ( ﮊ ) harflerini de kullanmışlardır. Bu 31
harfin dışında Türkçedeki ince g ünsüzünü belirtmek için kef harfine bir
çizgi eklenerek gef, genizsi n ünsüzü için üç nokta eklenerek nef (sağır kef,
kâf-ı nunî), lam ile eliften lamelif, hemze ile h harfinin ünlü şekli olan
hâ-i resmiye harfleri oluşturulmuştur.

Osmanlıca sağdan sola doğru yazılır. Arap harflerinde temel ve küçük harf
ayrımı yoktur. Noktalama işaretlerinde kesin kurallar bulunmamaktadır. Arap
harfleri sözcüklerin başında, ortasında ve sonunda farklı biçimde yazılır.
Bazı harfler (dal, zel, re, je, vav د , ذ , ر, ز, ژ, و ) bir sonraki harfle
birleşmez.

Arap harflerinin Türkçedeki zengin ünlü sistemini karşılamada yetersiz
olduğu düşünülür. Örneğin Arap alfabesindeki elif (ﺍ ) Türkçedeki a ve e
ünlüsünün karşılığıdır ya da Türkçedeki u, ü, o, ö ünlülerinin yerine
Arapçada yalnızca ( ﻭ ) harfi vardır, bu aynı zamanda v ünsüzünün de
karşılığıdır.

 17

 18

19

20

 Bu sayfa www.hatdergisi.com adresinin katkıları ile hazırlanmıştır.

2014 İkra İlim Meclisi Kaynak gösterilerek paylaşım yapılabilir.