Kadir Gecesinin Sahip Olduğu Büyük Şerefin Sebebi Nedir?

0
467
Kadir Gecesinin Sahip Olduğu Büyük Şerefin Sebebi Nedir?

Şüphe yok ki zamanlar, zaman olmaları açısından eşittirler. Bir zaman, zaman olması dolayısıyla diğer bir zamandan daha faziletli olamaz. O hâlde bir zamanın diğer zamanlardan daha çok şerefli ve faziletli olması, mutlaka o zamanda meydana gelen yüce bir iş ve mübarek bir olaydan kaynaklanır. Nitekim Rebîülevvel ayının 12.günü, şanı yüce Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dünyayı şereflendirmiş olduğu pek mübarek bir zaman olduğundan sonsuz bir şerefe sahiptir.

Mübarek Recep ayının ilk Cuma gününe denk gelen Regaib gecesi ve Cenâb-ı Hakk’ın kainata pek çok ikramda bulunduğu veya Hazreti peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), özel bir hâlde tecelli-i ef’ale yani fiillerde ilâhi kudretin nasıl ortaya çıktığına şahit olduğu pek mukaddes bir gece olduğundan büyük bir fazilete sahiptir. Bir rivayete göre de Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ana rahmine düşmüş olduğunun bilindiği bir sevinç gecesidir.

Yine mübarek Recep ayının 27. Gecesi, Fahr-i Âlem’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) semalara yükselip ilâhi tecellilere muhatap olduğu pek ruhanî bir zamandır. Bundan dolayı mi’racın gerçekleşmiş olduğu bu gece, fevkalâde bir yüceliğe sahiptir.

Mübarek Şaban ayının 15. Gecesine denk gelen Berat gecesi de bir senelik rızıkların ve ecellerin ayrılıp taksim edildiği, bu gibi kaderde yer alan hususların meleklere tebliğ edildiği muazzam bir gece olduğundan büyük bir önem ve ayrıcalık taşır.

Kadir gecesine gelince, onun sahip olduğu büyük şeref ve fazilet, şüphe yok ki yüce Kur’ân’ın bu nuranî gecede nâzil olmasından ve Hak Teâlâ’nın bütün insanlara, en büyük peygamberini son peygamber ve bir saadet rehberi olmak üzere görevlendirmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bunun içindir ki Kadir gecesi, insanlık için bir hidayet ve saadet kaynağı olmuştur.

Gelin Kur’ân’ı Kerîm’in indirilmiş olmasının ne büyük bir şey olduğunu şöyle bir düşünelim! Yüce Kur’ân’ın indirilmesi demek, Allah Teâlâ’nın feyzinin insanlara yeni bir hayat vermesi demektir. Yüce Kur’ân’ın indirilmiş olması demek, sapıklık ve küfür karanlıklarının dağılması, iman ve irfan nurlarının insanlık ufuklarını aydınlatması demektir.

Gerçekten de şanı büyük Kur’ân, kabiliyeti olan kalpleri ve hazır olan çevreleri aydınlatmış, yaymış olduğu hidayet nurlarıyla herkese fazilet ve insanlık yollarını göstermiştir. Ancak bunun yüceliğini takdir edemeyenler, bu hakikat nurundan faydalanmaya çalışmayanlar, bu manevi feyizden mahrum kalmışlardır. Bu da zorunlu bir durumdur. Şair ne güzel söylemiş:

“Herkes, kendi çalışması miktarınca ilâhi feyizden nasip alır. Eğer senin kabın az alıyorsa, denizin ne günahı var?”

Güneş her tarafı aydınlatıyor. Fakat bir şahıs evine kapanmış, pencereleri kapatmış, karanlıklar içinde yaşıyor. Şimdi bundan dolayı güneşin değerinde bir eksilme olur mu?

Bir şahıs düşününüz ki, büyük bir kütüphaneye sahiptir. Fakat bu kitapları açıp okumadığı için kendisinde ilim ve maharet namına bir şey yok. Şimdi bu kişinin cahilliğinden dolayı o kütüphanedeki kitapların faydasızlığına ve değersizliğine hükmedilebilir mi?

Kaynak; Ömer Nasuhi Bilmen, Kur’ân’ı Kerîm’den Dersler ve Öğütler

İlginizi Çekebilir : Gece Namazı Kılmak İçin 5 Sebep

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli